Şiirine Bunu Da Ekle
Haydi bakalım aşkı öğren, sevdayı
Kalbin yüzyıllarca süren saltanatını
Gümüşi bir geceden artakalan hatırası bu
çocukların
Şiirine bunu da ekle
| Subcribe via RSS
Haydi bakalım aşkı öğren, sevdayı
Kalbin yüzyıllarca süren saltanatını
Gümüşi bir geceden artakalan hatırası bu
çocukların
Şiirine bunu da ekle
Ölüm bir hırsız gibi yokluyor yüreğimi habersiz
Biz hayatı sevdiğimiz gibi ölümü de ölümüne severiz.
Ankara, 20 Eylül 1993
Tags: ölüm, Ölüm Bile Aşk İle, yürekGeceyarısı telefon
bir dost kırık sedayla
adı Rasim
Bir dostum
bir şairin ölüm haberini
adı Cahit
Dönüp durmalar şimdi çıplak ayakla
biteviye
ve yerde cam kırıkları
adı Cumali.
Ankara, 8 Haziran 1987, Gece 01.00
Tags: dost, ölüm, Ölüm Bile Aşk İlesoylu bir konuk gibi
getirdi dağ akşamı
ve sessiz etekleri
gezdirdi bağ akşamı
her şeyi geri aldı
kararan güne daldı
bir çocuk sesi kaldı
bir de çerağ akşamı
Çıkardı hüznü biliş
yenik orduyla gidiş
ah ! ölümcül bir gülüş
kanlı dudağ akşamı
geç hayattan ve günden
sana ne kaldı dünden
bu saat gördüğünden
çöz, çıkar, sağ akşamı
Ankara, Nisan 1989
Tags: akşam, hayat, Ölüm Bile Aşk İleÇağırır ölüm beni
bırakır zulüm beni
önce toplayan dünya
eder bin dilim beni
gel götür gülüm beni
bitirir çalım beni
meyvesiz dalım beni
canımda odlar yanar
kavurur yalım beni
öldürür halim beni
suda kor salım beni
ne eyler malım beni
elini elimde tut
bırakma yarim beni
Ankara, Kasım 1991
Tags: dünya, ölüm, Ölüm Bile Aşk İlebeni meczub eden gece
yokmuşum gibi davranan acı
ay dolunay gün küskün
en asi şair vurulduğu gün
bir aşk mektubu ölüm ilanı
savaş bildirgesi anlaşma metni
gibi yüreğimi alıp götürür
son devler dönerken minik lambaya
ay dolunay hayat nöker gün köle
toprak sahtiyan işlemeyi bilene
İstanbul, Baltalimanı, Ağustos 1990
Tags: ay, dolunay, ölüm, Ölüm Bile Aşk İle, toprakKum ve hecin
kendi çölünde yalnızlığı
görmeyen resim
ansızın bir gölge
gibi
beliriveren cin
Daha fazla…Mağara ve in
kadim şehirlere
viraneler
yavrulayan güvercin
Nasıl geldiğim
belli buraya
bir kaderle
öyle döneceğim
Bütün bu her şeyler
ey beynimi kanatan şiir
niçin ?
Ankara, 3 Şubat 1991
Tags: gölge, Ölüm Bile Aşk İle, şehirBitik hayat ! Kalbe vuran kargı ! Anafor
Erişkin bir Bizanslı ayazmasında mağdur
Yeorgios Francis’in anlatımıyla Paleologolos
yenik kral –o zamanki yiğit düşmanımızın-
Denizi bir kayıp su, aşkı yok, ölümü mağrur
Özlemiyse bir dost sesiyle süslenmiş güldür.
İstanbul, 29 Nisan 1989
Tags: aşk, dost, düşman, kalp, Ölüm Bile Aşk İle, yiğitLütfen gel ve söndür oğlum
bu çok sesli dağdağayı
yaşamak: tavanarası
çın çın öter kahkahası
ölüm bodrum katlarında
İstanbul (Pera Palas), 29 Nisan 1989
Tags: kahkaha, ölüm, Ölüm Bile Aşk İletutunmaya çalışıyor da bu arada hayata. Bakışa
göre değişen bir ‘hercümerc’ veya ‘nizam’. Çoğu
kimseyi ilgilendirmeyebilir deniz dibinin ilginç
düzeni, zenginlikleri. Ancak yüzeydeki dalga
önemlidir onlar için. Onları derin bir bakışa
kavuşturacak olan şey ‘şok’tur belki de.
Sonbaharda suların kararıp bir utanç anıtı gibi
gizlice akmak eylüllerindeyiz. Ölümse, olgun bir nar
gibi yarılıp özsuyunu akıtmaktadır diri danelerinden.
Yani kan. Bizim yüreğimizden; bizim korkan,
debelenen ve örselenen yüreğimizden.
Bir ağdır üzerimizde korku. Afrika’nın yiğit aslanını
hayvanat bahçelerinin pısırık yaratığına dönüştüren ağ.
Ölene dek direnmek, hiç değilse debelenmek
gerek bu umulmadık, bu apansız atılan ağlara karşı.
Güz gebedir ölümlere ve düşüşlere.
Daha fazla…